Mesaj

DURUM NE KADAR KÖTÜ GÖRÜNÜRSE GÖRÜNSÜN,KİM NE DERSE DESİN, ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAYIN!... İYİLEŞMENİZ MÜMKÜN...

Bu blog, sizin gibi myeloma ile boğuşan hastalara ve hasta yakınlarına yaşanan tecrübeleri aktarmak, bilgilendirmek için kuruldu. Lütfen siz de yaşadıklarınızı, öğrendiklerinizi ilgili yazıların altına yorum olarak ekleyin ve diğer insanlara yol gösterin, yardımcı olun.

6 Nisan 2015 Pazartesi

Myeloma kongresinin ardından (Prof. Dr. SiretRatip)

MultipleMyeloma’da yaşam süresi ve kalitesi Velcade, Talidomid ve Revlimid adlı biyolojik yeni nesil ilaçların tedavi protokollerine eklenmesi ile birlikte arttı. Bu tedavilerin her birinin kortizon ile birlikte verildiğinde daha etkili olduğu saptandı. Bu tedavilere melfalan (alkeran) ve siklofosfamid (endoxan) gibi daha eski kemoterapi ilaçlarından birinin de eklenmesi ile 3 ajan içeren tedavi kombinasyonları günümüzde MultipleMyeloma tedavisinin en etkili rejimlerini oluşturdu (örneğin gençlerde Velcade, Siklofosfamid, Dekort veya yaşlılarda Talidomid, Melfalan, Prednol gibi kombinasyonlar). Ancak 3 ajan içeren tedavilerin 4 ajana çıkarılmasının tedavinin etkisine ek yarar sağlamadığı yeni yapılan çalışmalarda gözlendi. Bu nedenle tedavilerde birlikte verilen  ilaç sayısının sürekli olarak artması otomatik olarak daha iyi bir netice alınacağı anlamı taşımıyor.

Yeni tedaviptotokolleri ile Otolog (hastanın kendisinden yapılan) stem hücre nakline artık gerek olup olmadığı sorusuna yanıt arayan araştırmalar yapıldı. Bu araştırmalar Otolog stem hücre naklinin halen MultipleMyeloma tedavisinde önemli bir yeri olduğunu ve hatta yukarıda bahsedilen modern tedavi protokolleri sonrası verildiğinde MultipleMyeloma tedavisinde daha da etkili olduğunu gösterdi. Ayrıca Otolog stem hücre nakli sonrası modern ilaçlardan birisi (Revlimid gibi) ile idame tedavisi verilmesinin de hastalıksız sağkalım süresini uzattığı saptandı.

Tüm olumlu gelişmelere ek olarak Carfilzomib (Velcade grubundan) ve Pomalidomid (Talidomid ve Revlimid grubundan) adlı 2 yeni ilaç halen sıkıntı yaşamakta olan Multiple Myeloma hastalarına Sağlık Bakanlığı’na doktorları tarafından başvurularak getirtilebilmektedir.

Gelecekte de MultipleMyeloma tedavisine yeni ve başarılı ilaçların katılacağı görülmektedir. Bunların arasında Multiple Myeloma hücre yüzeylerindeki belirli noktalara yapışan ve vücudun bağışıklık sistemini kullanarak bu hücreleri yok eden Daratumumab ve Elotuzumab adlı antikor tedavileri, ve Panobinostat ve Vorinostat adlı hücre içindeki enzim proteinlerini etkileyen ilaçlar ilgi çekmektedir.

Prof. Dr. SiretRatip

13 Şubat 2015 Cuma

Myelomayı tedavi eden ilaç bulundu

Kemik iliği kanseri tedavi edilebilecek


Evet yanlış okumadınız. Yazının başlığı bu.

Bu yazı 13 Şubat 2015 günkü Cumhuriyet gazetesinin Bilim teknoloji ekinin 7. sayfasında çıktı. Yazıyı Nigün Özbaşaran Dede hazırlamış. Kendisinin hoş görüsüne sığınarak yazıyı buraya alıyorum.

Kemik iliği kanseri tedavi edilebilecek
Cumhuriyet 13 Şubat 2015

Ulusal araştırma dairesi CNR'e ait "Instituo di Biostrutture e Bioimmagini" ve "Imperial College - London" bilim insanları Multiple Myelom'a karşı sentetik bir molekül geliştirdi. DTP3 molekülü sadece kanser hücreleri üzerinde etkili ve bildik ilaçlar gibi sağlıklı hücreler üzerinde zehirli etki yapmıyor. Multiple myelom, tedavisi bulunmayan kemik iliği kanseridir. Bağışıklık sisteminin plazma hücrelerine saldıran bu kanser türü dünya genelinde tümöre bağlı ölümlerin yüzde ikisinden sorumlu. Günümüzde kullanılan ilaçların çok ağır yan etkileri var ve neredeyse istisnasız bedende dirence yol açıyor. Bu nedenle de hastalık kısa bir dinlenme arasından sonra nüksetmekte. Miyelom hücrelerinin büyümesini çalıştıran yeni bir hücre mekanizması keşfettik diyor projeyi yürüten Annamaria Sandomenico. Bununla ilişkili süreçlerde Gadd45 beta ve Mkk7 proteinlerinin katkısı var. Klinik çalışmaları bu yıl içinde İngiltere'de 9.36 milyon Avro'luk  destekle başlayacak.

--------------------------

Bu yazıyı okuduktan sonra konuyu biraz araştırmaya karar verdim ve internette Science Daily sitesinde, daha detaylı bir yazı buldum. Bu yazı 13 Ekim 2014'de yayınlanmış. Sizin için, oturup Türkçe'ye çevirdim. Orijinal linki de altında veriyorum ki, dileyenler İngilizce aslında okuyabilsinler. Zira bazı gereksiz cümleleri çevirmedim ya da kısalttım.

Multiple myeloma hastaları üzerinde yeni kanser ilaç denemeleri başlıyor

Bu yılın sonlarında, Londra'daki "Imperial college" çalışan bilim adamları, multiple myeloma hastalarını tedavi etmeyi planladıkları yeni bir kanser ilacı geliştirdiler.

Bu gün yayınlanan "Cancer Cell - Kanser hücresi" adlı yayında araştırmacılar, DPT3 olarak bilinen ilacın insanlarda ve farelerde myeloma hücrelerini nasıl öldürdüğüne ilişkin bir yazı yayınladı.
Üstelik bu ilaç, diğer kanser ilaçlarının büyük problemi olan yan etkiler olmaksızın  etki göstermekteydi. Yeni ilaç, kanser hücrelerinin kendini çoğaltma sürecini durduruyordu.

Ekip, keşfedilen ilacın, planlandığı gibi  2015 yılı sonlarında klinik denemelere başlanabilmesi için, Tıbbi Araştırma Konsülü (Medical Research Council - MRC) 'nin Biomedical Katalyst fonundan ödül aldı.

Multiple Myeloma, tedavisi olmayan kemik iliği kanseri ve kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde ikisini oluşturuyor.

Londra Imperial College İlaç bölümünde görevli oln ve araştırmayı yürütmekten sorumlu Prof. Guido Franzoso, şunları söyledi: "Laboratuvar çalışmaları bize gösterdi ki, DTP3 (yeni geliştirilen ilaç) myeloma ve muhtemelen diğer kanser türleri üzerinde iyileştirici etkisi var. Fakat bunu, önümüzdeki senenin (2015) başlarında başlayacak klinik deneylerde test etmemiz gerekiyor."

Yeni ilaç, "kanser hücrelerinin normal yaşam süresinin ötesine geçerek sıradışı bir şekilde uzun yaşamalarını ve kendilerini çoğaltmalarını sağlayan mekanizmanın nasıl çalıştığı" üzerine odaklanarak geliştirildi. 1990'larda  nuclear factor kappa B (NF-kB) adı verilen bir proteinin, bir çok kanser türünde, kanserli hücrelerin harekete geçmesinde ve bağışıklık sisteminin tepkilerinin bastırılmasında etkin olduğu bulunmuştu. Öyle ki, hücre içindeki mekanizmaların değiştirilmesinin normalde hücre ölümüne neden olması beklenirken, kanserli hücre ölmüyordu.

Bu durumda, dünyanın bir çok ülkesindeki ilaç endüstrileri ve bilim adamları,  NF-kB inhibitorleri'ni esas alan ve sağlıklı hücreler içindeki bir çok önemli işlevi durduran tedavilere yoğunlaştı. Ne varki, bu tedavilerin ağır (toksik) yan etkileri mevcuttu.

Impperial College araştırmacıları farklı bir yol izledi. Onlar, NF-kB'nin çıktısı olan genlerin, bizzat kanserin oluşumunun nedeni olabileceğini düşündüler.  Ayrıca, myeloma hastaları üzerinde yapılan çalışmalar, GADD45β/MKK7 adı verilen protein kompleksinin (grubunun) kanser hücrelerinin ölmeyip, yaşamaya devam etmesinde önemli bir role sahip olduğunu gösterdi.

Bu keşif bir araştırma süreci başlattı: Bu protein kompleksi nasıl parçalanabilirdi? 20,000 molekül incelendi ve kompleksi çözen iki molekül bulundu. Bu moleküller üzerindeki ileri araştırmalar ise, DTP3 adı verilen deneysel ilacın geliştirilmesi ile sonuçlandı. Testler, DTP3'ün kanserli hücreleri etkin bir şekilde öldürdüğünü gösterdi. Üstelik diğer ilaçların farelerde tümör oluşturduğu dozlara çıkıldığı halde bile, DTP3 sağlıklı hücrelerde hiç yan etkiye neden olmuyordu.

Profesör Franzoso şunları söyledi: "Yıllardır NF-kB'nin kanserli hücreler için çok önemli olduğunu biliyorduk. Aynı zamanda, sağlıklı hücrelerin NF-kB'ye ihtiyacı olduğunu da biliyorduk.  Sorun şuydu ki, nasıl ayrıştırabileceğimizi, sadece kanserli hücrelerde onu nasıl bloke edebileceğimizi bilemiyorduk. Sonunda NF-kB 'nin GADD45β/MKK7 parçasını bloke ederek bu ayrımı yapabileceğimizi keşfettik. DTP3 tedavisi, sağlıklı hücrelere zarar vermezken, myeloma hücrelerini öldürdü. Bu bize myeloma gibi kanser türlerinin tedavisinde yeni bir yaklaşım geliştirme olanağı tanıdı.

Bu keşfi ve diğer ilaç adaylarını ticari ürünlere dönüştürmek için ise "Kesios Therapeutics" adı verilen yeni bir şirket kuruldu.

Yazının orjinalini (İngilizce) aşağıdaki link'ten okuyabilirsiniz:

http://www.sciencedaily.com/releases/2014/10/141013123034.htm

----------------

Benim yorumum şu şekilde : Evet, şimdi artık temkinli bir iyimserlik zamanı. Anlaşılan önemli  yeni tedaviler geliyor. Bu yıl içinde yapılacak klinik testlerin sonuçlarını bekleyelim. Klinik tedavi demek, ilaçlar, gönüllü myeloma hastaları üzerinde denenecek demek. Yani heyecanlı bir dönem bizi bekliyor.

Bakalım Nisan ayında, Myeloma kongresinden dönen Siret bey neler anlatacak. Onun anlatacaklarını da merakla bekliyorum.

Bu konu Margareth'i de heyecanlandırmış. 30 Ocak'da yazdığı yazısında yeni ilaçtan bahsediyor. İngilizce okuyabilenler şu link'den yazısını okuyabilir:

http://margaret.healthblogs.org/2015/01/30/a-new-myeloma-killer-beer-and-the-brain-and-the-immune-system/#comment-61334

Bu arada... Margareth'in yazısında, biranın içinde bol miktarda bulunan bir maddenin myeloma ve lösemi hücrelerini öldürdüğü de yazılı.


Bira hakkında:

Margareth yazısında, 2008 yılında yazdığı eski bir yazısını referans veriyor. Yazının başlığı : Xanthohumol/ şerbetçi otu

Aralarında prof. Aggarwal'ın da bulunduğu bir grup araştırmacının şerbetçi otu'ndan elde edilen xanthohumol maddesinin hastalık önleyici, hastalığın bulaşmasını sınırlayan ve anjiyojenik (tümörü besleyen yeni damarların gelişmesini engelleyen) niteliklerini araştırdığını ve bulgularını "Blood - Kan" dergisinin 24 Ekim 2008 yılında yayınladığını anlatıyor.

Dileyenler yazıyı şu linkten okuyabilir : (http://tinyurl.com/5q55w2 ya da http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed?cmd=search&term=Xanthohumol+myeloma)

Margaret'in yazısı da : http://margaret.healthblogs.org/other-alternative-treatments/xanthohumolhop-plant/

Margareth yazısında, şerbetçi otu'nun, biranın içinde bolca bulunduğunu, biraların saf olmamakla birlikte, yeteri miktarda xanthohumol içerdiğini anlatıyor.

Daha koyu renkli (ale ve bitter) biraların, daha çok bu maddeyi içerdiğini düşündüğünü, fakat emin olmadığını, yanılabileceğini de söylüyor. Gerçi kendisi bira sevmiyor ve içmiyormuş. Buna biraz dertleniyor.

Bu konunun yedi yıl sonra yeniden canlanmasının nedeni de, son yapılan araştırmaların,
bu xanthohumol maddesinin aynı zamanda aralarında Parkinson ve Alzheimer'ın da yer aldığı
beyin hastalıkları için de yararlı olduğunu ortaya çıkarması.

Dileyenler yazıyı şu adreste okuyabilir : http://www.sciencedaily.com/releases/2015/01/150128113947.htm ya da http://goo.gl/ghbss0

Sağlıcakla kalın.

4 Şubat 2015 Çarşamba

Seçme yazılar (Tarih sıralı)




Yazı
Tarih
Yorum
1
15 .11.2007
277
2
23 .12.2014
36




3
14 .11.2007
8
4
14 .11.2007
30
5
14 .11.2007
56
6
14 .11.2007
6
7
14 .11.2007
2
8
14 .11.2007
116
9
14 .11.2007

10
14 .11.2007
5
11
5 .05.2008
3
12
8 .05.2008
10
13
14 .05.2008

14
21 .06.2008
1
15
11 .07.2008
5
16
22 .07.2008
3
17
20 .09.2008

18
21 .09.2008

19
21 .09.2008

20
21 .09.2008
1
21
9 .11.2008
4
22
6 .12.2008
1
23
20 .12.2008
1
24
26 .12.2008

25
3 .01.2009
3
26
Ağrılar, değişmek ve Reiki
20 .01.2009
13
27
29 .01.2009
1
28
15 .02.2009
6
29
21 .02.2009
68
30
13 .03.2009

31

18 .03.2009

32
14 .08.2009
7
33
2 .09.2009
1
34
24 .09.2009
13
35
4 .10.2009
7
36
16 .10.2009
18
37
23 .10.2009

38
28 .10.2009
5
39
26 .11.2009
11
40
27 .11.2009

41
2 .01.2010
4
42
11 .03.2010

43
21 .03.2010
1
44
22 .04.2010
12
45
17 .10.2010
2
46
30 .10.2010
1
47
23 .11.2010

48
24 .12.2010
6
49
9 .02.2011

50
9 .02.2011
3
51
14 .05.2011

52
15 .05.2011
13
53
31 .07.2011
4
54
2 .08.2011
3
55
21 .10.2011
2
56
18 .12.2011
2
57
23 .12.2011

58
14 .03.2012
3
59
23 .04.2012

60
9 .07.2012
3
61
30 .09.2012
1
62
4 .12.2012
3
63
12 .01.2013

64
14 .01.2013
18
65
8 .02.2013
31
66
11 .02.2013

67
19 .12.2013

68
13 .02.2014
4
69
4 .04.2014

70
25 .05.2014
3
71
17 .06.2014
2
72
11 .08.2014
5
73
15 .08.2014
5
74
18 .08.2014
2
75
7 .09.2014
5
76
23 .12.2014
36
77



78
29 .12.2014
2
79
27 .01.2015
1
80
13.2.2015